Düşünce Denizinde Yüzmeye Davet
Düşünce Denizinde Yüzmeye Davet
(Yeni Deniz Mecmuası 41’inci Sayısı)
“Yeni Deniz Mecmuası”nı Neden Çok Önemli Görüyorum?
Soruya “düşünmek” üzerinden açıklık getirmek istiyorum.
Yaşam her şeyiyle bir bütündür. ‘Bütünlük kavramıyla düşünmeyi öğrenmek’, düşünmeyi öğrenmenin bir üst sınıfıdır. Düşüncede uzmanlaşmaktır. Düşüncede uzmanlaşmak sebep sonuç ilişkilerini en ince ayrıntısına kadar analiz edip, olguları birbirine bağlayabilmeyi gerektirir. Birbiriyle hiç alakasız gibi görünen olaylar aslında her zaman birbirini doğrudan veya dolaylı etkiler. Bu tespiti yapamadıktan sonra mevcut sorun asla kalıcı olarak çözülemeyecektir. Sorunun içinde yaşayansa, sorunun kaynağı olan bizleriz.
Yazıma sorunlar üzerinden başlıyorum. Çünkü ülkemiz uzun yıllardır çok ciddi sorunlarla boğuşuyor. Sorunları çözmede başarısızlığımız öylesine devasa boyutlara ulaştı ki, çok ciddi eğitimlerden ve hayat tecrübesinden geçmiş insanlarda bile bir umutsuzluk, dolayısıyla bir boş vermişlik hüküm sürerken sıradan vatandaşların durumunu tahayyül edemiyorum. Kişilerin hayatında problemleri çözmek nispeten kısa zaman alır ve kolaydır. Ancak bir toplum için aynı şey söz konusu değildir. Bir kere nihai sonuç -değişim- nesiller sonrasında ortaya çıkacaktır, ki o da aynı kararlılıkta devam edilebilirse.
Olumlu veya olumsuz bir durumu, yani sonucu, duygulardan arınmış bir şekilde değerlendirip tüm yönleriyle tespit etmek birincil yapılması gerekendir. İkincil olarak sonucu var eden bir veya birden fazla etkeni değerlendirmek, geliştirmek, tamamen değiştirmek veya yeni yollar aramak gerekebilir. Aslında bahsedilen bilimsel düşünme yöntemidir. Bilimsel düşünce yöntemini kullanabilmek için en önce bireylere düşünmeyi öğretmemiz gerekir. Düşünmekse zihinsel faaliyetlerimizi geliştirmek, yani okumak, paralelinde hayal gücümüzü geliştirmekle elde edilir. Hayal etmeyi bilmeyen bir insan somut bir gerçekliğe kavuşamaz. Burada bahsettiğim hayal, gerçeğin karşıtı değildir. İnsanı gerçeğe ulaştıracak projedir, hedefin kendisidir. Hayal kuramayanlar, ihtiyaçlarını karşılayacak bir icat yapamaz. Daha doğru bir ifadeyle hayal gücünden yoksun bir insanın veya toplumun sahip olduğu tek gerçek çıkmazlarıdır; kendi hataları veya başkalarının hatalarının sonuçları ile yaşamak ya da düşmanlarının bilinçli olarak yarattığı sorunlarla boğuşmaktır.
Bir toplumun aydınları, yazarları, düşünürleri her şeyden evvel kendi insanına düşünmeyi öğretmekle mükelleftir. Ve günümüz Türkiye’sinin en önemli ihtiyacı budur. Hiç şüphesiz sanatın her dalında başarılı üretimlere ihtiyacımız vardır. Ancak bugün içinde bulunduğumuz ortama bakarak daha derine gitmek istiyorum ve bu ihtiyacın başat gücü yazı alanında şekillenirse bir itki oluşturabilir, fikrini öne sürüyorum. Yani; iyi bir sinema filminin, bir tiyatro oyununun ardında yazılı bir metin olduğunu belirtmek istiyorum. Görselin ve işitselin öncüsü iyi metinlerden oluşur. Dolayısıyla iyi romanlar, iyi öyküler ve dergiler devasa sorunların arasında en büyük umuttur. Çünkü iyi bir romanı, öyküyü, dergiyi özümseyerek okuyan bir kişi artık sorunların farkına varır. Bundan sonrası ise daha kolay gelecektir.

Yeni Deniz Mecmuası, yukarıda sözünü ettiğim “büyük bir ihtiyacı gidermede yazı alanında şekillenirse ‘bir itki oluşturabilir’” ifadesini desteklemede toplum yararı anlamında daha da öncü bir duruma yükselecektir. Çünkü umutsuzluk hallerinde, büyük sorunlarla boğuşurken, çıkmaz durumları aşmanın ancak okumakla, düşünmeyi öğrenmekle ve hayal edebilmekle mümkün olacağını söylerken, zaten yazınsal bir üretim olan dergicilik faaliyetini, zihinsel dinginliğin, hayal etmenin, düşünmenin en büyük alanlarından biri kabul edeceğimiz “deniz” ve “denizciliği” işlediği için umut anlamında katmerli bir etki yaratacağına inanıyorum. İnancım, tamamen soyut bir kavram değildir. Yazının ve denizin bir araya geldiğinde göstereceği somut ve hızlandırılmış bir uygarlık etkisini ifade etmekten ibarettir.
Bunların yanında Emekli Amiral Cem Gürdeniz’in insanlık tarihini, ayrıntılara hâkim ve aynı zamanda bir bütün olarak görüp, birden fazla farklı açıdan anlaşılır bir dille değerlendirip, parçalardan bütüne doğru hızlı bir şekilde ulaşan kendine has titiz, disiplinli aynı zamanda sanatı bilen, edebiyata değer veren, kültür hazinesi durumunda olan yapısıyla, Yeni Deniz Mecmuası’nın fikir babası ve yaratıcısı olması önemini bir kat daha arttırmaktadır. Gerçek bir vatansever ve Atatürkçü olan Amiral Cem Gürdeniz, 41’inci sayıdan bahsederken derginin edebiyat anlamında zenginleşmesinin önemini geçmiş sayılardan örneklerle de ifade etmektedir. Kendisini dinlerken, deniz ve edebiyatın birlikte yapacağı yolculuğun varacağı yeri düşündüm. Sorumluluk duygusu yüksek ve emek sahibi yazarların gitmek istediği aydınlanmış ve umut dolu zihinleri gördüm. Bana, Yeni Deniz Mecmuası için yazmamı söylediğinde tek düşündüğüm denizin ve edebiyatın muhteşem bir uyumla yaratacakları güç birliğinin bütün zorlukları, çaresizlikleri aşabileceğini anlatmaktı.
Edebiyatın ne işe yaradığını her zaman anlatmaya ve fırsat bulduğumda yazmaya devam edeceğim. Edebiyatı denizle birleştirdiğimizdeyse daha iyi, daha üretken, düşünen, uygar bir insan yaratma gayemizin çok daha başarılı olacağını biliyorum. Çünkü ikisi de en ince ayrıntılarına kadar düşünmeyi ve hayal kurmayı öğretir. Hayatımda önemli saydığım kitapların başında yer alan Bir Bilim Adamının Romanı’nda, Mustafa İnan’ın “düşünce tembelliğinden,” nasıl şikâyet ettiğini okuruz. Romanda, “Düşünmek zordu. Düşünmek büyük bir enerji istiyordu.” Sözlerini yıllardır tekrar eder dururum. Düşünen insan yetiştirdikçe, çözülmez ve büyük sorunlar olarak gördüğümüz ne varsa hepsi kendiliğinden çözülecektir. Bence esas odaklanmamız gereken yer de tam burasıdır. Elbette bu, bugünden yarına kolayca olacak bir şey değil. Ancak imkânsız olmadığını anlatabilmek için üstünde yaşadığımız toprağın tılsımından ve bir çocuğun muhteşem hayal yeteneğinden güç alarak “Yarın”ın çok uzak olmadığını, umudun hep var olduğunu anlatmaya çalıştığım “Üç Denizin Birleştiği Yerde” adlı yazıma esin kaynağı Amiral Cem Gürdeniz ve Yeni Deniz Mecmuası’nın kendisidir. Bu satırları henüz yazıya dökmeden, zihnimde tasarlarken bir şeyden habersizdim. Yeni Deniz Mecmuası’nın Mart 2016 tarihli 1’inci sayısında Yahya Kemal Beyatlı’nın “Deniz Türküsü” isimli şiiriyle yayın hayatına başladığını bilmiyordum. Amiral Cem Gürdeniz, Yeni Deniz Mecmuası’nın 41’inci sayısını tanıttığı Kırmızı Kedi Yayınevi’nin Youtube Kanalı’nda “Yeni Deniz Mecmuası tam oturduğum noktada, 2015 yılının Kasım ayında doğdu,” diyor. O sayının, “İnsan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” dizeleriyle okuyucusuna, “merhaba” dediğini yeni öğreniyorum. İşte tam da bu yüzden Yeni Deniz Mecmuası’nı çok önemli görüyorum. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz, dört bir yandan gelen sorunlarla boğuşuyorsa ve doğru düzgün deniz ve denizcilik içerikli yayınlarımız, yazılarımız, romanlarımız yoksa, insanımıza düşünmenin, sorunları çözmenin, hayal kurmanın anahtarını, edebiyatıyla, denizcilik kültürünün zenginliğiyle verebilen, deniz güvenliğinin yadsınamaz önemiyle her fırsatta güçlü, bağımsız denizci bir toplum olmayı anlatan Yeni Deniz Mecmuası olduğundan daha da önem arz etmektedir: ve tesadüf, yazdığım şiirin ilk dizesi: “Tüm mesele hayal edebilmekte…”
Denizci insanlar anlam yüklemeyi severler. Şans veya uğur ancak anlam yüklediğiniz oranda sizinledir. Yeni Deniz Mecmuası benim için sadece yazarı olduğum bir dergi değildir. Bir uğurdur! Ve 41’inci sayısıyla ulaştığı her yere, dergiyi eline alan her okura şans getireceğine inandığım tertemiz ve berrak, masmavi bir düşünce denizidir.
Sevgili okur, gelin hep birlikte bu düşünce denizinde yüzelim.
Ve ondan sonra…
İşte!..
“Mavidir her taraf…”
Görsel: 29.08.2015 / Bozcaada
***
Yeni Deniz Mecmuası 41’inci Sayı Açıklaması:
“Kırmızı Kedi Yayınevi bünyesinde yayımlanan Yeni Deniz Mecmuası, 41. sayısıyla
denizcilik tarihinden jeopolitiğe, kültürden edebiyata uzanan zengin içeriğiyle
okurlarının karşısına çıktı. Türkiye’nin denizcilik hafızasını canlı tutmayı amaçlayan
dergi, bu sayısında Cumhuriyet’in denizcilik alanındaki kazanımlarını ve güncel deniz
jeopolitiği tartışmalarını mercek altına alıyor.
Derginin yeni sayısında, Temmuz ayının Türk denizcilik tarihi açısından taşıdığı
sembolik önem öne çıkarılıyor. Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100. yılı,
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 90. yılı, Lozan Antlaşması’nın 103. yılı, Hatay’ın
anavatana katılış süreci ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümü, Türkiye’nin denizcilik
egemenliğinin kilometre taşları olarak ele alınıyor.
Derginin açılış yazısında emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, “Deniz Jeopolitiğimizin
Şanlı Cumhuriyet Mirası” başlıklı kapsamlı değerlendirmesiyle, Cumhuriyet’in
kuruluşundan günümüze uzanan denizcilik vizyonunu tarihsel ve stratejik
boyutlarıyla inceliyor. Gürdeniz, Lozan’dan Montrö’ye, Kabotaj Kanunu’ndan Kıbrıs
Barış Harekâtı’na uzanan sürecin, Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarının
temelini oluşturduğunu vurguluyor.
Yeni sayıda ayrıca yazar ve şair Aykut Tayfur, “Üç Denizin Birleştiği Yerde” başlıklı
denemesiyle denizi bir coğrafya unsuru olmanın ötesinde, hafızanın, umudun ve
uygarlığın kaynağı olarak ele alıyor. Erden Eruç, dünyanın en zorlu solo yelken
yarışlarından biri olan Golden Globe 2026 hazırlıklarını kendi kaleminden aktarırken;
Ergun Türkcan ve Mümin Kır, günümüz jeopolitiğinin odak noktalarından biri haline
gelen Hürmüz Boğazı’nı tarihsel ve kültürel boyutlarıyla inceliyor.
Dergide ayrıca Uçan Hollandalı efsanesi, Osmanlı döneminde Batum’un deniz üssü
kimliği, Gelibolu Deniz Harekâtı’nın arka planı, Ferdinand Macellan ve Lapu Lapu’nun
hikâyesi ile Erken Cumhuriyet döneminde inşa edilen yerli ve millî harp gemileri gibi
denizcilik tarihine ışık tutan araştırmalar yer alıyor.
Türkiye’nin denizcilik kültürünü güçlendirmeyi ve “Mavi Vatan” bilincini
yaygınlaştırmayı amaçlayan Yeni Deniz Mecmuası, 41. sayısıyla denizlere yalnızca
coğrafi bir unsur olarak değil; tarih, kültür, ekonomi ve egemenlik perspektifinden
bakmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.”
Yeni Deniz Mecmuası'nın 41'inci Sayısı Sipariş:
https://www.kirmizikedi.com/yeni-deniz-mecmuasi-sayi-41-p-7451


Benzer Haberler
Hitit Mirasını Müzikle Geleceğe Taşımak / Telipinu Efsanesi ve Kalkınma Zirvesi 2026
Düşünce Denizinde Yüzmeye Davet
Çanakkale, Zeytin Ağaçları ve Bütün Bir Vatan Toprağı Sana Minnettardır.
Bu Toprağın Kan Çiçeği: Nihat GENÇ
Toprak Bağrını Açar / Arslan Yatağı Boş Kalmaz - Nihat Genç'in Ardından
Okday Korunan Yazdı: “Nazım’ın Kedisi” Sanatla Dayanışmaya Davet Ediyor…
Bu Yıl Hayati Asılyazıcı Tarafından Kaleme Alındı
Adın Bende Umut