Nâzım’ın Kedisi Sesleniyor…
İnsanlık tarihine yön veren temel kavramlar sahnede sorgulanıyor: Adalet, vicdan, aşk, özgürlük, mücadele… Bir kedi, bir sandalye, bir sahne...
Mestan isimli kediyle tanışıyoruz. Mestan, Nâzım Hikmet’in Bursa Cezaevi’ndeki yıllarına tanıklık eden koğuş kedisi; dönemi, insanları, yaşamı kendi gözünden anlatan sıra dışı bir karakter. Oyunun merkezinde yalnızca namı diğer “Şair Baba” yok. Mestan’ın şiir defteri, şiirleri var… Nâzım Hikmet’in düşünceleri, mahpusluk hikâyesi… Yaşananlar Mestan’ın gözünden süzülerek izleyene ulaşıyor. İnsanlık tarihine yön veren temel kavramlar sahnede sorgulanıyor: Adalet, vicdan, aşk, özgürlük, mücadele… Oyunda ironi, mizah ön planda tutulmuş. Gülümserken, boğazımıza bir düğüm takılıyor. Gözlerimiz doluyor…
Bir kedi, bir sandalye, bir sahne... Ve Nâzım Hikmet’in dünyası sahnede… Oyun sinemasal kurgu eşliğinde, şiirsel bir dille ilerliyor... İzleyici minimalist sahneden devasa bir hikâyeye davet ediliyor. Bu tek kişilik oyun yalınlığı ve derinliğiyle, izleyiciyi etkilemeyi başarıyor.
Korunan Sahne yapımı ‘Nâzım’ın Kedisi’ adlı oyunun künyesinde tiyatro dünyasının yakından tanıdığı deneyimli ve başarılı isimler var. Dramaturg Ayhan Tinin, Dekor - Kostüm Tasarım Nalan Alaylı, Işık Tasarım Önder Arık.
Nâzım Hikmet’in dünyasına Mestan’ın gözünden bakmaya hazır mısınız?
Oyun, insanın en temel isteği olan adalet kavramını, bir kedinin mırıltısından alıp, küçük patilerin izinden yol aralayarak sağır kulakların duymasını sağlayacak bir çığlığa dönüştürüyor...
“Sizi de antolojilerin önünde şiirinizle vurdular mı? Susmanın ağır bir yük olduğunu fark ederek terliklerinizi giyip koltuğunuzda sessizce kaybolduğunuz oldu mu? Benim suçum yok dediğinizde, hiç yüzünüz kızardı mı?”
Nâzım’ın Kedisi, öz ve biçimde sembolist anlatım zenginliği, Geleneksel Türk Tiyatrosu üslubunu batı tiyatro geleneği ile sentezleyen yaklaşımıyla meddah geleneğimiz adına da iyi bir çağdaş örnek olmayı başarıyor.
Mestan, “Sarman, siyam ya da Van ne fark eder… Kısaca adım Mestan değil. Mestan o yancının uydurması” diyerek bir tartışmayı başlatıp, “kendimizi yamalamaktan başka bir şey değil yaptığımız” diyerek noktayı koyuyor…
“Hak mağdurlarına...” ithaf edilen eser, Nâzım’ın şiirlerinden ilham alırken, Mestan’ın gözünden bugüne ışık tutuyor. Yazar Okday Korunan’ın “Zamansız Oyunlar” kitabından sahneye taşınan oyunun yönetmeni ve oyuncusu yine Okday Korunan. Tiyatro severler onu sahnelerden, sinemadan, TV’den tanıdığı kadar akademisyen geçmişi, ödülleri, kitap, yazı ve şiirleri yanında yazıp, yönettiği Devlet Tiyatrolarında sahnelenmiş “İyi Şanslar” oyunu ve Mitos – Boyut yayınlarından çıkmış toplu oyun kitapları ile de tanıyor... Nazım’ın Kedisi’ ne beste ve neyi ile de nefes verip renk katan Okday Korunan, profesyonel olarak sahnelerdeki kırkıncı yılında… İstanbul Devlet Tiyatrosunda Sönmez Atasoy’un yazdığı “Kendi Gök Kubbemiz Yahya Kemal” adlı tek kişilik oyunun da yönetmeni ve oyuncusu olarak yedi yıldır başarıyla sahnede…
Okday Korunan bu kez “Nazım’ın Kedisi” ile sizleri bekliyor. Biletlere Biletinial.com üzerinden ulaşılıyor. Mestan ile tanışmaya ne dersiniz? Şimdi tam zamanı…



Benzer Haberler
Çanakkale, Zeytin Ağaçları ve Bütün Bir Vatan Toprağı Sana Minnettardır.
Bu Toprağın Kan Çiçeği: Nihat GENÇ
Toprak Bağrını Açar / Arslan Yatağı Boş Kalmaz - Nihat Genç'in Ardından
Okday Korunan Yazdı: “Nazım’ın Kedisi” Sanatla Dayanışmaya Davet Ediyor…
Bu Yıl Hayati Asılyazıcı Tarafından Kaleme Alındı
Adın Bende Umut
Nâzım’ın Kedisi Sesleniyor…
Mihriban Tayfur Yazdı: Ulus ve Sanatın Yaratma Cesareti