Tiyatro ve Cumhuriyet aynı kaynaktan doğan ve geleceğe doğru içiçe akan coşkun bir nehirdir.

HÜRRİYET VE ÜMİT

 

“Hangi İstiklâl Vardır ki,

Ecnebilerin Nasihatleriyle,

Ecnebilerin Planlarıyla Yükselebilsin?

Tarih, Böyle Bir Hadiseyi Kaydetmemiştir!”

(M.Kemal ATATÜRK)

           

Ülkemiz tiyatro tarihine ilgi duyanlar, Darülbedayi’nin (Güzellikler Evi) temellerinin Şehzadebaşı’nda; adı güzellik, hoşluk anlamına gelen Letafet Apartmanı’nda atıldığını bilirler.

            Bu adres aynı zamanda bizi Cumhuriyet’imize erdirecek olan Anadolu İhtilali’nin kıvılcımını çakan ve tarihe Şehzadebaşı Karakolu Baskını adıyla geçen o kanlı 16 Mart 1920 sabahının yaşandığı yerdir.

            Bugünün Şehir Tiyatroluları olarak bizler için bu olay, acı bir rastlantı olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Darülbedayi’nin ve Milli Mücadele’nin Letafet Apartmanı ve çevresinden hareket alması, aklımızdan ve gönlümüzden hiç silinmeyecek olan bir gerçeğin simgesidir bizim için:

            Tiyatro ve Cumhuriyet aynı kaynaktan doğan ve geleceğe doğru içiçe akan coşkun bir nehirdir. Bir başka deyişle tıpkı cumhuriyet gibi tiyatro da demokrasinin, özgür düşüncenin, ifade özgürlüğünün beşiğidir.

            Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hürolanların ne demek istediğimizi anladıklarından şüphemiz yok.

            Sömürünün her türüne meydan okuyan bir bilincin; adaletin ve özgürlüğün arenasıdır tiyatro. Bizi cumhuriyete götüren yolun da tarifi değil mi bu? Emperyalizme geçit vermeyenlerin,  Müdafa-i Hukuk’la köklenenlerin ve Tam Bağımsızlık hedefinden bir an bile kuşkuya düşmeyenlerin vardığı yer değil mi Cumhuriyet?

            Bu bilinçle yola çıktığımız ve Nazım Usta’dan esinle Bu Memleket Bizim” adını verdiğimiz sahne uygulaması bizim için bir saygı duruşudur. Emperyalizmin kanlı emellerinin önüne aşılmaz bir duvar olarak dikilen İstiklal Savaşı’mızı ve onun ektiği bir fidan olan Cumhuriyet’imizi varedenlere; “Onlar”ın yarattığı bu destana bir saygı duruşu...

            Ama hepsi bu değil!

            “Bu Memleket Bizim”, geride bıraktığımız 100 yılın  -cenneti de cehennemi de içinde barındıran- büyük deneyimiyle; bundan 100 yıl sonraya seslenişimizdir bizim. Karanlık yangınların içinden Millet Meclisi’yle çıkmayı bilmiş, dünyanın ezilen uluslarına umut ışığı olmuş bir savaşı Meclis’iyle yönetmeyi başarmış bir halkın seslenişidir.

            Biz Şehir Tiyatrolular olarak Büyük Önder’in şu sözüyle kollarımızı sıvayıp başlamıştık “Bu Memleket Bizim” in provalarına:

            “Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”  

            Şimdi sahneden seyircimize aynı sözlerle uzatıyoruz ellerimizi.

            .

            Dile kolay!

            Darülbedai 109 yılı geride bıraktı.

            Şimdi Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutluyoruz.

            Elele nice 100 yıllara., 

                       

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Yazarlarımız